top of page

DÜNYANIN EN GÜZEL YÜZÜNÜ RESMEDEN TASARIMCI: FORNASETTI

Güncelleme tarihi: 13 Haz 2022


Bir taraftan antik sanatın izleri, diğer taraftan Ortaçağ mimarisinin dokunuşu, sonra aniden reddettiği modernizmden nefes… Kendisinden önceki yüzyılda yaşamış ve hiç tanımadığı Lina Cavalieri’nin dünyaya yeniden gelişini sağlayan tasarımların sahibi Piero Fornasetti…





1913 – 1988 yılları arasında yaşayan İtalyan ressam, heykeltraş, grafik tasarımcı, mobilya tasarımcısı gibi pek çok alanda tanımlanan Fornasetti özellikle mobilya tasarımı ve mobilya bezemeciliği ile öne çıktı.









“Yaşadığı dönemde İtalyan tasarımının köşe taşlarından biri olan süsleme geleneğinin ruhunu en iyi ortaya koyan Fornasetti olmuştur. 1988 yılında ölümüne dek Milano’da yaşayan tasarımcı, illüzyonlar, mimari perspektifler, güneş, oyun kartları, balık ve çiçekler gibi motiflerin bitmek tükenmek bilmeyen varyasyonlarını grafikten porselene farklı alanlara uygular. Gio Ponti mobilyaları, Richard Ginori ve Eschenbach porselenleri gibi diğer tasarımcılara ait objelere desen uygulayan Fornasetti’yi sadece sanatçı ya da “tasarımcı” olarak tanımlamak da yetersiz kalır. Bir illüstratör, baskı ustası, grafik tasarımcı ve zanaatkar olarak farklı alanlarda binlerce iş üretir.


Fornasetti’nin kendi içinde bir düzeni olan kaotik eserleri, yaşamından da izler taşıyor. Brera’daki sanat okulunda aldığı geleneksel eğitimin katı didaktik kurallarının dışına çıkmıştır. Milano’da ailesi ile birlikte yaşarken yaptığı ilk resimlerinde dekoratif freskler, balonlar, uçaklar, korkuluğa konmuş bir papağan gibi figürlerin anlatımında Rönesans izleri vardır. Genç tasarımcı ilk resimlerini 1933 yılında Milano Üniversitesi’nde sergiler. Giotto’yu çağrıştıran arkaik manzaralar sonraki çalışmalarının ipuçlarını verecektir.


1940 yılında Fornasetti 27 yaşındadır. İkinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. 7. Milano Trienali ile birlikte tasarım dünyasına hızlı bir giriş yapar. Gio Ponti’nin tasarladığı bir gardırobu Fornasetti’nin renklendirmesiyle birlikte, verimli ortaklığın da ilk adımı atılmış olur.


Fornasetti’den 20 yaş büyük olan Gio Ponti, genç tasarımcının yeteneğinden çok etkilenmiştir. Gio Ponti’nin tasarladığı mobilyaları Fornasetti, La Scala posterleri, Toscanini’nin imzası ya da harflerle dekore eder. O dönemde tasarımcının en çok kullandığı motifler, müzik enstrümanları, silahlar, vazolar ve çiçekler olur. İlk bakışta farklıymış gibi görünmese de resimleri sonra yaşamının temel ilkeleri olan üretkenliğini ve avangart akımlardan uzak duruşunu birer yansımasıdır.


Meslek yaşamının ilk yıllarında Fornasetti Milano’daki Europea otelinin iç mekan tasarımını üstlenir. Otelin duvar resimlerinde eski çizim ve gravürlerden kopya ettiği, Milano tarihinden kesitler kullanır. Bunlardan biri henüz katedralin fasadının bile tamamlanmamış olduğu Duomo alanının 19. yüzyılın ilk yarısına ait görüntüsüdür.


20. yüzyılda İtalya, geçmişten gelen özelliğiyle teknik ustalıkta ileridedir ancak modern tasarımlar tam anlamıyla uygulanamaz. Murano cam işçiliği bu geleneksel tekniklerden biri. Fornasetti, Murano camlara yenilikçi ve modern desenler uygular. Desen repertuarında 17. yüzyıla ait mimari çizimler veya dantel eldivenler gibi günlük yaşamdan objeler de vardır.

Fornasetti’nin dekoratif stilinin kökeninde illüzyon ve gerçeklik oyunları yatar. Şapkalar, yağmurluklar, pipolar, küllükler, sandalyeler, dolaplar, tabaklar, piyanolar; tüm bu objeler tasarımcının sıra dışı imgelerini uygulamasıyla dönüşüm yaşıyordu. Korint tarzı bir sütun başı, bir sandalyenin arka fontuna dönüşürken, La Scala Operası’nın program listesi bir eşarbı, boyunbağını süslüyordu.


Fornasetti’nin eklektik dünyası hayranı olduğu metafizik ve sürrealist sanatçıların eserlerini de çağrıştırıyor. Fornasetti de Sürrealizm’de olduğu gibi biçimsel sınırları zorlayarak objenin sembolik ve mistik yönünü ortaya çıkarıyordu. İtalyan sanat ve mimarisinin klasik geleneği, Avrupa’nın süsleme ve dekorasyon anlayışı, Rönesans, Rokoko veya Neoklasik gibi tarihsel akımlar -İtalyan modernizmi ve ticaretinin merkezi Milano doğumlu biri olmasına karşın- Fornasetti’nin kaotik dünyasının bir parçası olur.


İtalyan modernizminin öncülerinden Ettore Sottsass Fornasetti’nin dünyasını böyle tanımlıyordu. Üstü kapalı bir ironi içeren işlerinde etkileyici olan bazen motiflerinden çok, alçı, porselen, maden tozları, metal, muşamba, fresk, kurşun, plastik, kumaş, çelik plakalar gibi yüzlerce farklı teknik ve malzeme kullanmış olmasıdır.1930’larda Savinio ve De Chirico ile gelişme gösteren “gerçekötesi” ya da “gerçeküstücü” İtalyan resmi Picasso ve Erken Rönesans’ın fresklerinin izleri Fornasetti mekanlarının dramatik kurgusu, sınırlı renk skalası ve görsel anlatımların yalınlığında da izlenebiliyor.


1940’larda Fornasetti artık dekoratif sanatların üstadı olarak kabul ediliyordu. 1948 yılında kendisi için tasarladığı yağmurlukta çatısı ve pencereleriyle Pompei görüntüleri Roma dönemine ait bazı bina resimlerinden fragmanlar vardır. 1951 yılında tasarladığı Palladiana çekmeceli dolap, “Theme and Variations” serisinin bitmez tükenmez örneklerinden biridir. Klasik uygarlıklardan fragmanların sonsuz kompozisyonlarda iç içe geçmesi, farklı dönemlerin bir araya getirilmesi gibi.. Farklı elemanlardan kompozit bir bütünlük yaratmak “Ben dönemlere ve tarihlere inanmıyorum” diyen ve bir objenin değerini ait olduğu döneme göre belirlemeyi reddeden Fornasetti’nin tasarımlarında en etkin olan ilkedir.


Eski Roma Fornasetti’nin en önemli esin kaynaklarından biridir. Bir arkeolog gözüyle değil, 18. yüzyılın Romantik bir sanatçısı olarak görmektedir Roma’yı. Piranesi’nin gravürlerine olan ilgisi 1953’ta tasarladığı Rosenthal porselenlerine de yansır.


Mimari ve mobilya arasında organik bağ kurar; ikisinin de fasadları açılan kapıları ve “iç”leri vardır. Gio Ponti ile birlikte ürettiği büro mobilyalarında 17. ve 18. yüzyıl baskılarından esinlenir. 1951’de tasarlanan “Architettura” dolabı mimari perspektiflerle renklenmiştir. Mimari yapılar şaşırtıcı biçimlerde karşımıza çıkar. Örneğin bir eşarpta Barok tarzı bir saray yükselirken, Rönesans gökdelenleri gibi fantastik çizimler de posterleri süsleyebiliyordu.


1959 yılında Salvatore Ferragamo, Roberta di Camerino, Christian Dior, Valentino ile modanın Oscar’ı “Neiman Marcus Award” ödülünün sahibi olan Piero Fornasetti’nin eserleri bugün birçok özel koleksiyonlarda, Victoria&Allbert Müzesi (Londra), Mitchell Wolfson Müzesi (Miami) gibi müzelerde sergileniyor.


Post-modernist tasarım anlayışı Fornasetti’nin işlerini her zaman olduğundan daha modern ve popüler kılıyor. 100.yaşında, Milano’da düzenlenen uluslararası kültür-sanat etkinliği Triennale’de, oğlu Barnaba Fornasetti küratörlüğünde düzenlenen Piero Fornasetti – 100 Anni di Follia Pratica (100 Years of Practical Madness),onun “çılgın dünyasını” yansıtan birçok eser ilk kez gün yüzüne çıktı. Bugün de oğlu Barnaba Fornasetti ve ailesi, Milano merkezli firmada onun mirasını mekanlarda ve objelerde yaşatmaya devam ediyor.“ Kaynak/Alıntı: (https://www.kolektomani.com/duslerin-tasarimcisi-piero-fornasetti/)


Fornasetti’nin bugün en çok bilinen, taklitleri en çok yapılan, Fornasetti şirketi tarafından en çok yeniden üretilen eserleri Lina Cavalieri’nin yüz uygulamalarının olduğu tabaklar ve diğer eşyalardır.







“Fornasetti, 1988 yılında, 75 yaşında ölene kadar 13 binin üzerinde farklı tasarımda eser/ürün ortaya çıkardı; İtalya’dan dünyaya yayılan büyük bir ün ve marka bıraktı. Bir araya geldiklerinde bir erkek ile kadının heykeli andıran mükemmel vücutlarını sunan ‘Adem ile Havva’ tabakları da ünlü, onun elinden çıkan üzeri minyatür birer resim olan dolaplar da… Yunan ve Roma dönemine göndermeler yapan resimleri, astroloji sembolleri, kelebekler, eller, Güneş, portreler, balıklar, oyun kartları, neoklasik detaylar en çok kullandığı motiflerdi.

Ama özellikle bir yüzü, bir kadın yüzünü görünce ‘onu görmüş gibi oluyor’, “Aaaa Fornasetti” diyoruz. Çünkü artık Piero Fornasetti’nin yüzü, ‘takıntılı bir biçimde’ 350’yi aşkın farklı şekliyle resmettiği tek bir kadının yüzü oldu; Lina Cavalieri’nin… Peki kimdi bu kadın? Nasıl buluştular, niye o?

Başka bir yüzyıldanım, cinsel eğilimim kadınlara yönelik değil, yine de söylüyorum Cavalieri âşık olunacak bir kadın; o net. Zaten olan da olmuş! Onun hayatında, Fornasetti’nin ‘yüzü’ olması sadece bir satır! Lina Cavalieri 1874 yılı Noel’inde doğdu; 15 yaşında yetim kaldı. Çiçek ve gazete satıp para kazanmaya çalışırken kendi kendine şarkılar söylerdi. Ve bir kafenin sahibi onu keşfetti. Yetimhaneden kaçtı, sanat topluluklarıyla Paris’teki kafelere oradan da sahnelere geçti. Çok güzeldi. 1900’de Lizbon’a gittiğinde artık büyük, çok büyük bir opera sanatçısıydı; Paris’ten New York’a pek çok şehirde sahneye çıktı.

1904 yılında Rus prens Alexandre Bariatinsky ile evlendi. Bir oğulları oldu. Bu evliliği üç yıl sürdü. Biri sekiz gün süren, üç evliliği daha oldu! Döneminin en çok fotoğraflanan kadın sanatçısıydı. Güzelliği ile sadece evlendiği adamları değil, kadın erkek hemen herkesi etkiliyordu. Ona operalar, şiir ve kitaplar adandı. Sonradan hakkında çekilen filmlerden birine isim de olan ‘Dünyanın en güzel kadını’ en ünlü sıfatıydı; ‘Venüs’ün yeryüzündeki yansıması’ ikincisi. Sadece iri gözleri, minik ağzı, etkileyici cildi ve saçlarıyla değil, tarzı ve ‘kum saati’ tabir edilen (Dita Von Teese misali) incecik belli vücut modeliyle de efsaneydi.

Hepsi bugün birer ‘kayıp film’ de olsa sekiz filmde başroldeydi. Sessiz filmler de çekti. Kendine bir güzellik salonu açtı. 40 yaşında da hâlâ o kadar güzeldi ki, bir gazetede kadın güzellik köşesi yazmaya başladı, ardından bir de kitap geldi.

Kendi adına, şişesi bir tasarımcı tarafından yapılan ‘Mona Lina’ adlı bir parfüm piyasaya çıkardı. Savaş zamanında hemşirelik de yaptı. Bu kadının yapamadığı bir şey var mıydı?! Ölümü de ‘konuşulası’ olmalıydı değil mi? Savaş döneminde dördüncü kocasıyla birlikte İtalya’da yaşarken, bombalama sırasında sığınağa koştuğu sırada birden mücevherleri için geri dönmeye karar verdi. O saldırıdan, sığınağa kaçan evin tüm hizmetlileri sağ, o ve kocası ise ölü çıktı!

Peki meraklı, görsel dünyası güçlü Fornasetti, 1800’lerden kalma bir Fransız dergisini karıştırırken onun yüzünü gördüğünde bunları biliyor muydu?



Bu, bilinmiyor. Çünkü Fornasetti, sadece 19'uncu yüzyıla ait bir dergideki fotoğraftan bahsediyor. Ama fotoğraftaki kadınla ilk görüşte aşk yaşadığı kesin! Çünkü Piero Fornasetti’nin bu konuda söylediği tek bir şey var, “Onun yüzünü gördüm, geometrik olarak mükemmeldi. Antik Yunan heykelleri gibi… Çizmeye karar verdim. Niye bilmiyorum; bir kere başladıktan sonra asla bırakamadım.” Kaynak/Alıntı: Nilay Örnek (https://www.tempomag.com.tr/detail/askin-binbir-yuzu#:~:text=O%20bir%20ressam%2C%20heykelt%C4%B1ra%C5%9F%2C%20oymac%C4%B1,bir%20%C3%BCn%20ve%20marka%20b%C4%B1rakt%C4%B1.)









Ayın stilinde özellikle, eklektik bakışı, Eski Roma ve 16-17-18. Yüzyıl eşyalarından esinlenişini gördüğümüz ve bugün kendi modern ya da post modern evlerimize taşıdığımız tasarımları sizlerle paylaşmayı istedik.




















Zamansız tasarımlar arasındaki yerini uzun zamandır alan Fornasetti tasarımları evinizi, ofisinizi ya da bahçelerinize yeni bir soluk getirebilir.


31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page