Hesap ile Hayalin Mozaiği
Güncelleme tarihi: 1 saat önce
Yaratıcılığın İki Yüzü
Murat Mercan
Gaziantep'te, Zeugma'dan çıkarılmış mozaiklerin önünde geçirdiğim bir öğleden sonrayı sık sık düşünürüm. Binlerce küçük taşın, her biri hesaplanarak yerleştirilmiş, ama sonunda bir yüzün, bir bakışın, bir duygunun ortaya çıktığı o eserler… Orada ilk kez, hesap ile hayalin aynı elde nasıl buluşabileceğini bu kadar açık görmüştüm.

O mozaikleri bu hafta yeniden hatırlamamın sebebi, MBA Okulları'nın İstanbul'da Fişekhane'de düzenlediği MBA Sanat Çalıştayı. 24–29 Ekim'de 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı adıyla gerçekleşen bu buluşma, on ülkeden sanatçıları ve MBA Okulları öğrencilerini aynı atölyede bir araya getiriyor. Ben de bu yazıda yaratıcılığın iki yüzünü, sanatı ve bilimi, hayal gücü ile analitik düşüncenin kesiştiği yerde ele almak istiyorum.
Yıkılan Bir Efsane
Uzun yıllar boyunca popüler kültürde, insanların "sağ beyinli" yaratıcılar ve "sol beyinli" analitikler olarak ikiye ayrıldığına dair bir inanç dolaştı. Oysa güncel sinirbilim araştırmaları, yaratıcı düşüncenin beynin pek çok bölgesinin iş birliğiyle ortaya çıktığını gösteriyor. Bana göre bu bilgi, sanat ile bilimi birbirinden ayıran duvarların da büyük ölçüde zihnimizde kurulduğunu hatırlatıyor.
Yaratıcılık, iki aşamalı bir süreç gibi işler: Önce olasılıkları genişleten serbest bir hayal etme, sonra bu olasılıkları eleyen, düzenleyen, sınayan bir analiz. Ressam da bilim insanı da bu iki aşamadan geçer. Fark, sonucun nerede sergilendiğindedir: Bir galeride ya da bir bilim dergisinde.
Kitabü'l-Menazır'ın Işığı
Çalıştaya Mısır'dan katılan sanatçılar, aklıma tarihin en güzel örneklerinden birini getiriyor. 11. yüzyılda Kahire'de çalışan İbnü'l-Heysem, ışığın ve görmenin doğasına dair "Kitabü'l-Menazır" adlı eseriyle optik biliminin temellerini atanlardan biri oldu. Görmenin nasıl gerçekleştiğine dair bu sorgulama, yüzyıllar sonra perspektif arayışındaki ressamların da ilgisini çekecek bir mirasın parçasıydı.


Meseleye buradan baktığımda şunu görüyorum: Bir bilim insanının ışık üzerine düşünceleri, bir ressamın tuvaline uzanabiliyor. Yaratıcılığın iki yüzü, aslında aynı madalyonun iki tarafı.
Oranlar ve Anlamlar
Fişekhane'deki çalıştayda öğrencilerin yaptığı şey de bu iki yüzü birleştirmek. Bir kompozisyon kurmak, oranları hesaplamak, renklerin birbirini nasıl etkilediğini gözlemlemek… Bunlar analitik becerilerdir. Ama bunları bir anlam, bir duygu, bir hikâye için kullanmak hayal gücünün işidir. Kanaatimce çalıştay, gençlere bu iki yeteneğin birbirini dışlamadığını, tam tersine güçlendirdiğini gösteriyor.
SONUÇ
Bir antikacının vitrininde, camı çizilmiş, pirinç kasası kararmış eski bir pusula görmüştüm. İğnesi hâlâ titreyerek kuzeyi gösteriyordu. Kim bilir hangi yolculara, hangi denizlerde, hangi karanlık gecelerde yol göstermişti.

Bütün bunları yan yana koyduğumda şu sonuca varıyorum: Yaratıcılık tek yüzlü değildir. Bir yüzüyle hayal eder, diğer yüzüyle inşa eder. Sanat ve bilim bu iki yüzün en görünür ifadeleri; ama gerçek yaratıcılık, ikisinin birbirine baktığı yerde doğar.
Zeugma mozaiklerindeki o küçük taşları düşünüyorum yine. Her biri bir hesabın, ama hepsi birlikte bir hayalin ürünü. 29 Ekim'de Fişekhane'de açılacak sergide de benzer bir mozaiğin, farklı kültürlerden gelen parçalarla tamamlandığını göreceğimize inanıyorum.



Yorumlar