top of page

İki Dünyanın Yolcuları

2 saat önce
2 dakikada okunur

Sanatı ve Bilimi Birlikte Kuran İsimler

Berat Genç

Bir sahafın tozlu raflarında, sayfaları sararmış bir botanik kitabına rastlamıştım yıllar önce. İçindeki çiçek çizimleri o kadar zarif, o kadar özenliydi ki, kitabı bir bilim eseri olarak mı yoksa bir sanat albümü olarak mı satın aldığımı bugün hâlâ bilmiyorum. O kitap kitaplığımın bir köşesinde durup bana iki dünya arasında yaşamış insanları hatırlatıyor.


Bu hafta o insanları bir araya getirmek istedim. Vesilesi, MBA Okulları'nın Fişekhane'de 24–29 Ekim'de düzenlediği MBA Sanat Çalıştayı oldu. 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı, Nutuk'tan ilhamla on ülkeden sanatçıyı öğrencilerle buluşturuyor. Serinin bilim ve sanat üzerine kurduğum yazılarını, bu iki alanı birlikte yapmış önemli isimlerle taçlandırmak istiyorum.


Leonardo'nun Defterleri

Bu listeye Leonardo da Vinci'den başlamamak mümkün değil. Defterlerinde insan anatomisinden kuş uçuşuna, su akıntılarından makine tasarımlarına kadar uzanan binlerce sayfa çizim ve not bıraktı. Ünlü Vitruvius Adamı çizimi, bir sanat eseri olduğu kadar insan bedeninin oranlarına dair bir incelemeydi. Bana göre Leonardo'nun asıl dehası, görmeyi bir araştırma yöntemine dönüştürmesiydi.


Matrakçı Nasuh'un Kuşbakışı Şehirleri

Kendi tarihimizden de güçlü bir örnek var: 16. yüzyılda yaşamış Matrakçı Nasuh. Matematik üzerine eserler kaleme alan Nasuh, aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın seferlerini anlatan eserlerde şehirleri kuşbakışı resimleyen minyatürleriyle tanınır. Bu minyatürler hem birer sanat eseri hem de dönemin topografyasına dair değerli belgeler. Kanaatimce Matrakçı, bizim kültürümüzde sanat ile bilimin ne kadar iç içe düşünülebildiğinin en parlak kanıtlarından biri.



Mikroskobun Ressamları

19. ve 20. yüzyıllara geldiğimizde iki isim öne çıkıyor. İspanyol sinirbilimci Santiago Ramón y Cajal, 1906'da Nobel Ödülü'nü paylaştığı araştırmalarında sinir hücrelerini olağanüstü güzellikteki çizimlerle belgeledi. Bu çizimler bugün sanat galerilerinde de sergileniyor. Alman biyolog Ernst Haeckel ise 1904'te tamamlanan "Doğadaki Sanat Biçimleri" adlı eseriyle, deniz canlılarının simetrisini muhteşem levhalarla görselleştirdi ve dönemin dekoratif sanatlarını etkiledi.

Burada dikkatimi çeken şu: Her iki isim de bilimsel gözlemi kesinlik kadar güzellikle de aktarmayı amaçladı. Onlar için çizmek, anlamanın bir yoluydu.


Böcekler, Merdivenler ve Renkler

Bu yolculuğa üç ismi daha eklemek istiyorum. Maria Sibylla Merian, 17. yüzyılın sonunda Surinam'a giderek böceklerin başkalaşımını gözlemleyen ve bunu muhteşem gravürlerle belgeleyen bir doğa bilimci ve sanatçıydı. Hollandalı M. C. Escher, matematiksel olarak imkânsız mekânları ve sonsuz desenleri resmetti; çalışmaları matematikçilerle verimli bir diyaloğa da kapı açtı. Ukrayna topraklarında doğan Sonia Delaunay ise renk kuramlarından beslenerek resimden tekstile uzanan cesur bir renk dili geliştirdi.


Veriyle Boyayanlar

Günümüzde bu gelenek dijital sanat alanında yeni biçimler alıyor. Türkiye kökenli sanatçı Refik Anadol, veri ve yapay zekâ algoritmalarıyla ürettiği büyük ölçekli eserleriyle sanat ile bilimin buluşmasının çağdaş örneklerinden biri hâline geldi. Ben burada bir süreklilik görüyorum: Leonardo'nun defterinden bugünün veri setlerine uzanan, merakla örülmüş bir çizgi.


Bütün bu isimleri yan yana koyduğumda şu kanaate varıyorum: Sanat ile bilimi birlikte yapanlar, insanlığın en verimli düşünürleri arasında yer alıyor. Çünkü onlar dünyayı tek bir pencereden değil, iki farklı pencereden birden gördüler. Bu çift bakış, onlara hem derinlik hem de genişlik kazandırdı.


Sahaftan aldığım o botanik kitabı hâlâ kitaplığımda. 29 Ekim'de Fişekhane'de açılacak sergiye giderken, belki de onu yanıma alıp iki dünyanın yolcularını selamlayacağım.


Yorumlar


bottom of page